Aşk ve Hakikat

Aşk ilişkilerinizde ve evliliklerinizde yalana ve yalanla ilişki sürdürmeye tamah etmeyin. Aşksız ve sevgisiz bir ilişkiyle özünüze ihanet eder öylece kalakalırsınız.

Yalan ve manipülasyon olduğu yerde kalıyor mu sizce Aşk? Anca bir sanrı ve bunu kovalamaya bile değmez. Baştan sağlam başlayın ve sağlam yürütün. Her yeni ilişki bunu değerlendirmek için bir fırsat. Ama değerlendirmiyorsanız da gurur gider onur ve gönülü yaralar.

Birbirinize çok yakınlaşırken hem kendinizi hem de partnerizini korumanız gerekir. Ama partnerimiz kendi başına buyruk hareket ederken ve bizim değerimizi hiç gözetlemezken aslında çok yanlış bir ilişki içinde oluruz. Böyle bir ilişkiden zarar doğar. Dikkat gösterildiği zaman bile yalanlar ve sanrılar devam ediyorsa yalanla yaşayarak zarar görmenin hiçbir sebebi yok aslında. Sadece tahammül edip izin veririz, bunun da sonunda hüzün vardır.

İnsanların bu hallerini görünce zaten ne Aşk’ından bahsediyorsunuz ya diye söylenesim geliyor. Kaybolan vaktiniz geri mi geliyor yani… Benim gelmedi. Ama kafayı bu konuya takmayı bıraktığım yerde bir performans yükselmesi yaşayıp, kaybettiğim zamanda yapmam gerekenleri yapıyor ve telafi edebiliyorum. Bu hızlanmayı herkese tavsiye ederim.

Yaşanmaya değecek şekilde değer vermiyorsa insanlar birbirine, sıkıntının da sıkıntısını yaratmamak lazım görsel ve işitsel illüzyonlara kapılarak. Ne yalan söylemek zorunda kalın ne de yalana maruz kalın.

Özgürce de yaşayabilirsiniz ilişkilerinizi haliyle. Baştan ve süreç içinde nasıl anlaşıyorsanız öyle anlaşıyorsunuz. Neyi alışkanlık haline getiriyorsanız onlar sözleşmeye giriyor.

Bazı insanların sevgi ve aşkın gerekliliklerini yalnız ve tek başına kaldıkları yerde öğrenmeleri gerekir. Yoksa kendinden başka kimseye değer vermeyen, emek ve özen göstermeyen koca bir güruh var, kendilerine de yalan söyleyerek yaşıyorlar. Böyle bir kişiyle kurulacak samimiyet kimi tatmin eder ki? Gerçeklik bile olmaz burada.

Yalnız kalmamak için kurulan ve alışkanlık haline gelen ilişkilerde kim gerçek sevgiyi tatmış?

Yalancıyı da sevdiğiniz yerde kendinize dur deyin ve bağrınıza basmayın. Böylece akıllarını vicdanlarına devşirirler.

Aşkı ve sevgiyi saf tutmamız gerekiyor. Bir yalanı devam ettirdiğimiz yerde sevgiden ölesiye bir kopuş gerçekleşebilir. Neden bunları cezalandırmamız gereken yerde besliyoruz?

Birbirimizin gözüne ve gönlüne bakamadığım, baktığımız yerde gerçekle yüzleşemediğimiz yerde nasıl gerekenleri yapabiliriz ki. Böyle sorunlar hemen en samimi olduğumuz kişiler ile birlikte mevcut durumdayken nasıl verimli olabiliriz. Çok daha önemli meseleler var gündemde aslında, bunlara sıkıştığımız yerde ne kadar vakit ve değer kaybediyoruz, farkında mısınız?

Böyle durumlar için iffet orucuna girmenin gerçekten kazanımları büyüktür. Yalanlara kandığımız ve yalnızlıktan kaçmak için vasat altı ilişkilere tahammül ettiğimiz yerde Sevgiye ve Aşka ihanet ediyor ve zarar-ziyana izin veriyoruz.

Karakterimiz nasıl olgunlaşacak. Her şeyden önce kaldırabileceğimiz sorumlulukları taşıyarak ve verdiğimiz sözlerde durarak. Eğer ciddi olamıyorsanız olmayın. Ama ilişkiye girdiğiniz kişilere de bunu açıkça bildirin, yalan söylemek veya dinlemek gerekmiyor bir ilişki yaşamak için. Derinleşmediği yerde tamam demek gerekir. Tamam dediğiniz yerde uzatmak yerine sağlıklı bir ayrılık süreciyle bağları zarar vermeden koparabiliriz. Didişmeye ve birbirinize zarar vererek zaman kaybetmenin neresinde sevgi var? Hataları tekrarlamak için tekrar tekrar kavga edip barışmakta da hiçbir karakter gelişimi göremeyiz.

Hangimiz bittik ve olduk ki zaten?

Kendi kusur ve özgüvensizliğimizin, geçmişte gördüğümüz ihanetlerin ve işkencelerin acısını sevgili samimiyetinde bize gelen kişilerden niye çıkarıyoruz. Güven bir kere kaybedildikten sonra bir daha oluşamıyor mu?

Yalana devam edildiği sürece oluşamaz. Ama mümkündür, sadık kaldığınız yerde dostluk da önemli. Defterler açılmalı ve hesaplar kapatılmalıdır. Bunlar ebediyete işleyen problemler olduktan sonra ömürler boyunca dersleri tekrarlamak zorunda kalırız.

Duygularımızı ve düşüncelerimizi derinliği ve dürüstlüğü ile yaşamadığımız zaman zaten kendimizle bile samimi olamıyoruz. Bu beceriyi geliştirmeden bir ilişkiye ne kadar hazırsınız. Önce bir ilişkiye girmeye hazır olun. Aşksız ilişkiler ve sevgisiz evliliklerle topluma ne kadar zarar verdiğimizin, kendimizi ne kadar engellediğimizin, ne kadar oyalandığımızın farkında mısınız?

Güven rahatlıkla savunma mekanizmalarını, silahların, zırhların ve kalkanların ağırlıklarını üzerimizden atmamız için bize alan ve zaman sağlarken, sevgili diyerek bağrımıza basarken ortada manipülasyon varsa bunu yapmanın da aptallık olduğu görülmelidir.

Sonra her türlü güvensizlik, sadakatsizlik, hoşgörüsüzlük, anlayışsızlık, ilgisizlik, manipülasyon, vampirizm, yalan, değersizlik ve bir sürü kompleksle psikolojisi bozuk bir şekilde kalıyoruz.

Kıyafetlerinizin üzerinizde kalması gereken yerde kalsın. Cinsellik için ille de yoğun ilişkilere girmemize gerek yok, haliyle insanlar bu yüzden sevgilileri varken de başkalarıyla cinsel ilişkiye girebiliyorlar. Ama cinsellikte samimiyeti sağlayamayan da sevgili olarak ne kadar derinleşebilir.

Bir de neden sağduyusuz haller içinde ilişkilere giriyor ve başlatıyoruz. Yalnız kalmak ve duygusal olarak kendi ayaklarımızın üzerinde durmak çok mu zor? Yalnız kaldığımız yerde kendimizle iyi vakit geçirip kendi kendimize yetebildiğiniz yerde aslında derin ve ruhsal ilişkilere hazır olabiliyoruz. Bu olgunluğu göstermeden Ruh Eşliği, İkiz Alevlik veya Kozmik Eşlik gibi ilişkilerden yaralanmadan-yaralamadan, kırmadan-kırılmadan nasıl geçebilirsiniz? Daha açılması gereken defterler ve kapanması gereken hesaplar varken bu ilişkilerde ancak sanrı yaşarsınız. İlişkiyle birlikte süreç başlamadan önce hazırlık yapmak gerekir. Sevgi ölümsüzdür ve ebediyete intikal eder. Ancak sevgi ilişkisinde yaptığınız adaletsizliklerden de gelecek yaşamınızda suale çekilirsiniz ve suale çekildiğiniz yerde yine aynı olumsuzlukları tekrar eder durumda olabileceğiniz için ters köşeye yatıran bir soruyla karşılaşırsınız.

Kimsenin sevgisini suistimal etmeye hakkınız yoktur. Böyleyken sevgili değil ancak hain olursunuz.

Daha bu ömrünüze dair egosal problemleri aşmadan ebediyete intikal eden bir ilişkiyi ne kadar sağlıklı yaşayabilirsiniz. Hadi siz aştınız, partnerizin aşmadıysa sabırlı olun ve sonraya bırakın, çünkü hazır olmayan hazır değildir. İlişki süresince hazır olmuyor bir kişi, ilişkiden önce hazır olur. Sağduyu ve itina ile size yaklaşmayan birisi başkasına da yapamaz zaten. Önce yalnızlık içinde kendisiyle samimileşmeli ve bu samimiyetini de birlike olduğu kişiye olduğu gibi gösterebilmelidir.

Hele hele İlahi Aşk gibi bir içeriği olan Ruh Eşliği ve İkiz Alevlik durumlarında İlahi Değerlerin sağlanması gerekir. Temel ve Esas değerlerde sıkıntı yaşayan bireylerin harcı değildir böyle ilişkiler. Önce temel ve esas değerleri sağlayarak harcı tutturması gerekir. Yoksa roket kalktığı yerde şehire çarpar veya dağa düşer. Yalnızlıktan kaçmak için bencillik etmeyin. Burada kalite arayışı çok önemlidir, kalite ve standart aramayan ilişkilerde bunu şansla sağladığınız yerde bile kaybedebilirsiniz.

Aşkında sadık kalacaksan önce hakikatte yol tepmelisin, yoksa aşkın ateşi çarptığında hakikatten çok uzaklaşabilirsin, o zaman aşk da kalmaz, sanrılarla dolu bir şehvet olur ancak…

Zihinde ve karakterde yeterli hakiki yapılar olgunlaşmadan İlahi Aşk ancak bir sanrı olur. Enerjinizi yükseltmeden önce bu alanın iyi, olgun ve sağlam olduğundan emin olmak gerekir.

Hakikat ile yüzleşemeyen bir şeyi olduğu gibi sevemez.

İlahi Aşk’a giden yollarda Hakikat mevzu bahis oldu mu lütfen zırlamayın.

Sonra Allah derse;

“Neden beni hep kendi kafana göre yorumluyorsun? Neden beni anlamıyorsun? Neden sorumluluklarını bana yüklüyorsun? Neden sana düpedüz gerçekler gösterildiğinde bunun yerine yalan ve sanrıları tercih ediyorsun?”

Aşkında ihanet etmiş olduğumuz için der böyle bir şey derse?

Zararı apaçık gösterdiğimizde geri adım atmayı bile kendi şovundan taviz vermek gibi gözükeceğinden dolayı sıkıntı oluşturmaya devam eden sıkıntılı kişilikler bizzat O’nun da sıkıntısı olmaya başlar. Bu kişilerin ruhları mı körelmiş?

Allah’ın rızasını alan zaten Kamil ve Marzi’nin rızasını çoktan almış olmalıdır. Bu içinde cinsellik barındırsın veya barındırmasın bir Aşk ilişkisinin içinde cereyan ettiğinde Twin Flame-İkiz Alev ilişkisi gerçekleşiyor.

Bu ilişkilerde birbirini olduğu gibi görmek ve değerleri doğru bir şekilde kurmak ve deneyimlemek ziyadesiyle önemlidir. Sevdiğiniz kişinin değerlendiğini ve onunla birleştiğinizi görmelisiniz. Bu birleşimde uyumlanma, doğrulama, yargılama, dengeleme, değerlenme, harmanlanma ve bütünleşme gibi durumlar gerçekleşir.

Sevgi mevzu bahis olunca içine ne kadar işlediğiniz çok önemlidir.


Samimiyetsiz bir sevgi yoktur. Gerçekleşmemiştir ancak ihtimallerde mevcut olabilir.

Ölüm anında düşünelim ki hayatımızı özetleyen cümleler ile bir revizyon yapılıyor. Hafife alınmayacak şeyler duymamız gerekir. Sürekli görüntüdeki hallerinize veya görüntüye takılıp kalırsanız özden de uzaklaşırsınız. Ruh görüntüye işlediği kadar kendi içine de işleyebilir. Aşk ilişkileri özden olmalı ve bu ruhu özgürlüğü ile de keşfedebilmelidir. Yapmakta özgür olduğumuz şeyler arasında en hayırlısı nedir? Sevgilinizi de kutsamak isterseniz eğer İlahi bir yoldaysanız. Bu yüzden onunla bir kutlu yol tutarken birbirinizden de öteye aşarak bütün insanlığa yönelebilirsiniz. Neye odaklandığınız çok önemlidir, birlikte odaklandığınız zaman çok daha büyük bir güce sahip olursunuz. Böyle aşk ilişkileri içinde kendinizle de samimileşmeyi öğrenirsiniz dışardan gelen yorumlar ve bakış açıları ile.

Böyle bir ilişkinin içinde İlahi Nuru iyice yansıtabilmek için çift olarak ürettiğiniz ve yaydığınız sevgi, aşk ve merhamet ne durumda bilmeniz görmeniz ve her bir detayına bütüncül bir şekide işlemeniz gerekir. Hayatı yaşamak bir sanata dönüşür. Bunda sadece kendi alanınızla sınırlı kalmaz, birlikte olduğunuz kişileri de geçer Dünya’ya ve Evrene yayılan bir Aşkınız olur.

İlişkiler her şeyi serbest bırakıp rahatımıza bakabileceğimiz bir alan değildir. Sevginin gerçekleşmesi için özveri, emek, sağduyu, dürüstlük, dostluk, kardeşlik, sadakat, doğruluk, hoşgörü, fedakarlık ve özgürlük gerekir. Öyle yalanlar söyleyerek, eleştiri kaldırmayarak, cinselliği bir ticari mal veya ödül-ceza mekanizması gibi görerek, para veya imkanlar için birlikte olarak, ikide bir ayrılıp barışarak, hor görerek, kırıcı sözler söyleyerek, manipüle ederek, enayi yerine koyarak ancak yalanlarda yaşarsınız.

Kendinize karşı samimi ve dürüst olun. Gerçekten şu anda birisiyle birlikteyseniz onunla veya herhangi birisiyle birlikte olmayı gerçekten hakediyor musunuz?

Kendi değerinizi bilmeden karşınızdakinin değerini de bilemezsiniz.

Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş biri en azından bir kaç ay sadece dürüst olmayı ve dürüstlüğü korumayı öğrenmelidir, samimi bir ilişkiye ancak o zaman hazır olabilir. Her gerilim anında yalan söylemeyi tercih ederken ne sevgisinden bahsediyorsunuz? Böyle ancak narsizme kapılırsınız. Ne de olsa partneriniz varken, kendinizi sevmeniz için ellerinizi kullanmanıza gerek kalmaz. Bu bir oyun değil, partnerinizle mastürbasyon yapmayın.

Partnerinizin zaafları üzerinden geçinemezsiniz, tatmin bile olmazsınız. Sevgi emeği gösterip sevgi karşılığı aldığınız yerde tatmin edici bir sevgi olur. Böyle bir sevginin içinde adalet oluşur ve gerçek bir koşulsuzluğu araştırabilirsiniz. Çünkü böyle bir ilişkide zarar oluşmaz ve çift birlikte büyüyebilir, beslenebilir, dönüşebilir ve olgunlaşabilir. Zaaflarınızdan yararlanmak yerine bunları çözümleyip güçlenmeyi öğrenmek gerekir.

Yalnızlıkla başa çıkamadığınız yerde bir partner arayışına giriyorsanız, ilk önce kendinizi tutun ve yalnızlığınızda iyice derinleşin çünkü içsel bir sorununuz vardır demektir. Bu içsel sorunu çözmeden bir ilişkiye girerseniz, ancak bu içsel sorunlarınızı partnerinize yansıtırsınız ve bu ilişki değil zulüm olur. Böyle bir toplumda ne bereket kalır ne dürüstlük ne de adalet. Böyle ilişkiler ile ancak gün be gün ihanet ve manipülasyondan kaynaklı yaralarımız ve kırılmalarımızdan dolayı sakatlanır ve sevgiden uzaklaşırız.

Sevgiyi sevgi olarak yaşayamayacaksanız neden birisinin bağrına kadar sokulursunuz? İhanet etmek ve yaralamak için mi? Böyle mi geçinir gideriz sizce?

Sevginin hüküm sürdüğü yerde adalet olması için hakikat de gerekir.

Advertisements

Hallice Hallice Halik

İnsanlıkta bu gönül imtihanlarından ne anladıysa zaten
Her bir mimetik öğretinin parasempatik sinirlere yerleşmesiyle
Zamanlarımız
Çok şükür rahatlayabiliyor…

Ancak kendi kendimize pek de zaman rahatlatabildiğimiz söylenemez
Özellikle sıkkın bir ego hapishanesinin içinde senelerce
Kendini aç susuz sütsüz ve lavabosuz tuvaletsiz bırakmışların
Yaptığı sıkkın kürtaj kültlerinde kurban edilen fetusların
İçindeki nurun sönüşünü izlediğim geçmiş yaşamlarımda

Beynim yarılmış ve çığlıklar atıyordum.
Öyle bir ölümle öldüm
Cesedim geberip gitmeden,

Ebediyetimi Cesedimin içine giydim.

Sakıncalı yerlerinize de uğrayın demeyi zaten pelesenk ettim
Dilimde sakız gibi çiğniyorum ben bir papağanım
Uçmayı öğrendim de bulutlara konuştum,
Yağmurlarla sizin yemeklerinize aktım

Ben Jigglypuff’ın kerametli uyku şarkısını da
Charmender Charmelion Charizard
Sağlam bir dönüşüm hikayesi geçirmiştik
Cehennemin içinden Aşkın Nefesin
Ah sen kurtuluş günlerinden mi geçtin?
Yoksa kurtuluş getirmeye mi geldin…

Bu savaşlar ne zaman biter.

Sunni Alevi Künni Keş Tacir Habis İblis Pislik Beşparaetmez
Yetim Hakkı Kul Hakkı Piç Hakkı Torbacı Hakkı
Otun Hakkı Bokun Hakkı RahmOTun Hakkı
Teslis Striptiz Yapmadı mı da Zamanın Hakkının Patlayan
Anlayışınızda ince ince yol alarak
İncilerinizi parlatmanız mıydı?

Uruk Hailere kaptırdığınız.
Yerde dost sandıklarınızda arayın bir de
Art niyeti şimdi,

oooıo oıooo
ıııoı ıoııı
11101 10111
00010 01000
OOOIO OIOOO
IIIOI OIOOO
OOOIO IOIII

Bindu Visarga
Nada Bindu

İsmi Lalanaydı
Çilelerin en yoğunlaştığı zamanda gelmişti

Sanki Nephyts her bir yanımı sarmaş dolaş kıstırmış
Ve bir de kendini sinsice Isis kılığında yerleştirmiş

Sanki Işidi de kendisi yaratmış gibi gelmiş de
Of of nerelerden nerelere gittik sonra o ilişkinin içinde
Barışmayı da öğrenmiştik. Yaptık bir serserilik de vardır
Bir bedeli demenin de bedelini ödemek

Özgürlüğü kazanmaktı.

Deliliğinden girdaplar açmış binlerce Bakkhanın
Parçalamasını istediğimde de Asitliydim
Muradıma erdim… Thebes benim.

Ve seni almadan gitmiyorum, gidemiyorum.
Karanlığını da aydınlığının potansiyeli
Olarak gördüğümde
Kördüğümleri de kendinden çözebilisin

Çünkü Nephyths “Aşkım!” diyerek geldiğinde
Tipimin dağılmasını da kabul ettim
Sevgiye yer açmak için
Form içinde kalmış anlakların sınırlı akılların
Birazcık terbiye ile zulümden uzaklaşmasına
Sevgiye başlamasına ön ayak olmak için
Kırık dişlerimi bile yaptırmıyorum

Siz hali hazırda yorgun argın bitkin sorumsuzluktaki
Karanlığın renkli ve civcivli ve belki janjanlı ve
Cafcaflı fiyakalı mağazalarda jön bön bon ve son olarak
Da don kafalı genellikli realitelerinizden geçerken

Size dokunmadan nasıl masumiyetiyle sevebilirim?
Dışardaki her şeyi biriktirdim ve içimde belirginleştirdim
Kendime dokunmam da yetiyor sessiz sessiz.
İçsel gözümün bir bakışı
Bir dışarı fırlayışı
Söylemem lazım bunları ki
Karşımda korkmayın
Dişim sivridir
Ancak korkmadan geçebilirsin zaten
Uzaylılıktan kalma beşeriliğini temizleyecek hale gelişlerin
Suistimal edilme konusundaki becerilerinle

Ve zamanın içinde kendine çektiğin ifrit ve iblislerden
Gına geldiğinde dönersin içine de çekersin çözersin
Çilelerini şuurun doğumlarının

Çünkü o kadar abartmışlar ki bazı davaları
Esas davanın kendisi karışmış
Taht kavgaları ve kan davaları
Sıkıntıya sokan sokuyor
İptal olan da oluyor

Anlatabilen de anlatıyor.

Çünkü bu romantiklerden gına mı geldi?
Ah sizi gidi bostan korkulukları sizi.
Nerede hareket ve bereketiniz
Az ötede ise sefaleti manzara edinmiş
Cehaletinizle bir ampulden daha fazla
Aydınlık verebilirseniz

Beni hacamat edebildiğiniz yerlere geldiğinizde
Usul usul konuşurum sizinle

En derin korkularınızı suçluluk ve utançlarınızı
Rahiya bilirim zaten…
Zamanla unutulan
Ve yerine kalıcı bir ıtır geleceğindenHer zaman eminim!

W-LAN

Gayreti gaflet mi bildiniz?
Sırrını ebced mi sandınız?
Karabasanlarınızı mı tepiklersiniz artık
İblislerinizi mi zincirlersiniz
Yoksa cüzzamlıları mı öpersiniz
Kezzabınızı damardan zerk ettiğinizde
Hayat verebiliyorsanız
İfritlerinizi öpücüklerle eritirsiniz

Kendinizi fabrika ayarlarına geri döndürme
Gibi bir lüksünüz olduğunuzu düşünme
Gafletindeyseniz, fişiniz takılı mı?
En azından bir Omnimetre ile kontrol edelim.

Temassızlık, kaçak veya kablo direnci var mı?

Hakikat Hakkı – Yalan ve Zararın Telafisi

Tövbenin tamamlanması ve Tanrının affı için zararın telafi edilmesi gerekir.

Mümkünse zarar telafi edildikten sonra işlenmiş zarar kadar hayır yapılması yaşam ve özgürlük hakkı, yaşam kalitesi, toplumsal refah, sağlık, basiret, adalet, hakikat ve değerler (temel, esas ve yüksek) için gerekir.

Günahların ve suçların çoğu Tanrıya karşı değil insanlara karşı işlenir. İnsanın günahından ve suçundan Tanrı sorumlu tutulamaz. Tanrı gözetir ve vazifeli görevli varlıklar aracılığı ile cezalandırır, ancak herkes kendi hür iradesiyle yaptığından sorumludur.

Dini yasalar ne olursa olsun arkasındaki Ruhsal Hakikat ve Öz İrfana dayanmalıdır. Din olmayan bir şeyi önermez. İman hakikat ile değer kazanır ve hakikate sabitlendiği zaman tamamlanır. Ruhsal konularda her zaman bilinmeyen faktörü olduğu için hakikat de insan gözünde daimi olarak insanların hem bireysel hem de toplumsal akıl ve anlayışının gelişmesiyle daha öteye taşınır.

  • Her birey yaptığı her şeyden sorumludur.
  • Her birey öğrenmesi gerekip öğrenmediğinden sorumludur.
  • Bireylerin doğru ve gerçeklerden öğrenemediğinden öğretemeyenler, saklayanlar ve paylaşmayanlar sorumludur.
  • Bilgiyi saklayarak veya yalan söyleyerek insanları doğrulardan ayırmak hakikat hakkını gasp etmek olarak yorumlanır.
  • Birey sahip olduğu imkan, para, yetenek, güç, bilgi ve enerjiyi nasıl kullandığından sorumludur.
  • Daha yüksek imkan, para, zeka, farkındalık, güç, bilgi ve enerji sahibi olan insanlar toplumda daha az sahip olanların kalkınmasından ve muhtemel-mevcut acizliğinden sorumludur. İmkanı olan imkan yaratıp yol açmalıdır.
    • İnsi-Melekler nurani görevliler oldukları için paylaşımda bulunmak sorumluluk ve yükümlülüktür.
    • Toplumdaki cehaletten aydınlar da politikacılar da medya da sorumludur. Toplumun bir kesmine aptal-cahil diyen ve aydınlanması için çaba göstermeyen birisine aydın denilemez. Böyle bir açıklama toplum içinde fitne, kavram karmaşası ve karanlığa sebep olur. Aydın ile halkın arasını açar ve halkın birbirine bilip bilmeden aptal-cahil demesine sebep olur. Böyle bir durumda bu hem cehalete sebep olma hem sorumluluk almamama hem de vurdumduymazlık olarak değerlendirilir. Ünlü bir sözde-aydın böyle derse aydınlık yolunda yeterince gelişmemiş bireyler de gaflete gelip kolaya kaçarsa, böyle düşünerek cehaleti daimi kılar.
    • Köy enstitülerini köylülerin elinden alırsanız haliyle ve yaşam alanlarının şartlarından ötürü bilgiden ve işleyecek bilgi yoksunluğundan ötürü bilgelikten mahrum kalırlar. Temellere geri dönmek gerekir.

Telafi doğrulamadan sonra zarar kadar hayır yapıldığı zaman gelir ve bir o kadar daha hayır işlendiğinde istikrar sağlanır.

Bu telafi ve hayırlı istikrar bireyler tarafından sağlanmadığı zaman Tanrı ile iletişim kurmak, Ruhsal ve İlahi doğrulukla yargılayabilmek ve anlayabilmek pek mümkün değildir. Tanrı ile irtibat telafi ve istikrar sağlama yönünde mümkündür ancak karışıklık içinde doğrulama yapılan bir süreçten geçilerek sağlık sağlandıkça netleşir. Tanrı ile irtibatınız da benötesi bağlamdan gerçekleştiği için yüksek inisiye bile olsanız çevrenizde, dahil olduğunuz gruplarda yalan veya zihinsel hasar varsa bu bağlantıda netlik az olabilir ve bildiğiniz doğruların gerekliliğini yapmadığınız zaman yeni bilgilere açılamayabilirsiniz.

Bir yalanın doğrusunu bildiğiniz yerde susarsanız, işin doğrusunu kimse bilemez. Bir delile sahipseniz bilginizi çoğaltmanız gerekir. Kanıtlanamayan durumlarda spekülasyon ile şaibeye vurgu yapılması ve soruşturmaya zorlama yapılması gerekir. Soruşturulmayan süre zarfında delil yok etme ve önemli konuların gündemden düşmesi riski vardır.

Milletvekili dokunulmazlığı konusu halk tarafından milletvekillerinin de şaibe ve şüphe uyandırmama konusunda güveni üzerinden verilir. Bu yüzden şaibe oluşturacak hareketlerin varlığında dokunulmazlıklar kalkmalı soruşturma zorunlu olmalıdır. Toplum sağlığı ve huzuru için konu kendi menfaati olunca kendini denetleyemeyen politikacıların denetlenmesi, yalan ve gerçeklerin ifşa edilmesi terör veya bölücülük değil, İlahi Düzenin sağlanması için bir gerekliliktir.

Herkesin kusuru insanlar kadar kendi yaşamını da etkiler. Bu yüzden herkes kendi kusurlarına karşı dikkatli olmalı ve göremediği kusurlara karşı eleştiriye açık olmalıdır.

Zarar veren bireye ceza verilmesi telafiye yetmez, ancak telafi etme ve zararı tekrarlamama yönünde doğrulama yapabilir. Kimse telafisi mümkün olmayan zararlar vermemeli. Telafisi mümkün olmayan zararların da bilerek veya bilmeden, doğrudan veya dolaylı olarak oluşmasına sebep olmamalı ve göz yummamalıdır. Zarar ve yalan kesinlikle alışkanlık haline gelmemeli ve normal karşılanmamalıdır.

Bireylere verilen zarar, bireyin kendisine telafi edilmelidir. Masum birini öldürmenin telafisi yoktur, kederi vardır. Masum birini yaralamanın telafisi yoktur, acısı vardır. Tekrarlamak kesinlikle bırakılmalı ve önüne geçilmelidir. Savaş, kitle imha, organize suçlar, cinayet, tecavüz gibi yollarla masum insanların ölümüne ve maddi-manevi yaralanmasına sebep olan birisinin özgürlük hakkı yoktur. Bu kişilerin genel-geçer hukuki yargıların yöntemlerinin yetmediği durumlarda da kısıtlanması, buna sebep olan psikolojik hastalıkların giderilmesi ve cezalandırılması gerekir.

Topluma verilen zarar, topluma telafi edilmelidir. Pozisyon, yetki ve statüsünü bireysel veya grup çıkarları için kullanırken toplumu kandırmanın telafisi ifşa ve infaz ile bitmez. Doğrular bilindikten sonra doğrulama mümkün olur. Böyle kişilerin acilen statü, güç, yetki ve makamlarının elinden alınması, yaptıklarının itiraf ettirilmesi ve başkaları tarafından zararın temizlenip telafi edilmesi gerekir.

Yalan doğruyu sakladığı ve çarpıttığı süre boyunca negatif ihtimallerin gerçekleşmesine sebep olur. Yalan doğru bilgi yerine yanlışı önerdiği için cehalete sebep olur. Yalan ile muradından koparılmış bir toplumun özgür iradesinin dayanakları elinden alınmıştır.

Toplumu manipüle etmek için oluşturulan kasti kargaşaların doğrudan telafisi yoktur. Olayların tek taraflı yorumlanması bütüncül gerçeği saklar. Bu durumda sadece güç sahibi bireyler değil, tarafsız bilirkişiler de dinlenmelidir ve medyada (hem ana-akım hem de alternatif) yer sahibi olmalıdır. Bilirkişilerin yorumları taraf tutan siyasetçilerden daha değerlidir ve medyada daha fazla yer tutmaları gerekir.

Söylenen yalanların doğrularının açıklanması gerekir. Doğrusu açığa çıktığı zaman kişi söylediği yalanın sorumluluğunu alarak, statü-yetki-itibar kaybı ve küçük düşme gibi durumları üstlenmelidir. Böyle kişilerin intihar etmesi çözüm değildir. Kişi kendini nasıl tanıtmışsa tanıtsın herkesin o kişinin doğrularını bilmesi gerekir.

Bütün yaşamını ve geçimini yalanlar üzerine kuran birisinin toplum ve bireylerin yaşam hakkına kastı vardır. Böyle kişilerin yaşam hakkı sıfırlanır; toplumsal yasalar infazı yasaklasa veya imkan vermese bile Azrail ve Tanrı nezdinde infaz icazeti vardır ve toplumun muradını açtığı yerde birini infaz etmek, öldürmek-yaralamak-kısıtlamak, günah değildir. Doğru söylediği zaman hapse düşecek veya linç edilecek birisinin yalan söylemesi bozulmuş bir kendi kendini koruma güdüsünden kaynaklıdır, bu kişiler yetki ve güçlerini kendi menfaatleri için kullanarak toplumu oyalarken, yalanların delillerini de ortadan kaldırabilirler. Kendi doğrusunun açığa çıkmasını göze alamayanların yaşamının ne kadar değeri kaldığını düşünmek gerekir. Böyle durumlarda kendini koruma güdüsü verilen zararın ve oluşan karışıklığın büyüyerek devam etmesine sebep olur, öldürme icazetinin temelinde bu vardır. Böyle durumlarda bulunan kişiler şuurlarını yitirmişlerdir ve kronik yalan hastalığından müzdariptirler. Kronik yalancılara güç, makam, mevki, statü, yetki verilmemeli varsa ellerinden alınmalıdır ve zararları ölçüsünde ceza yaptırımı uygulanmalıdır.

Kimsenin yaşamını kendi şahsına uygun bir şekilde idame ettirebilmesi için yalan söylemesine gerek yoktur. Yalancılık hastalık yaratır, yalanın üzeri yalanlarla kapatılırsa sonuçları telafi edilemeyebilir.

Her yalancı yalanını devam ettirebilmek için yalanların içine doğru katması gerektiğini bilir. Ancak bu doğruluk değil doğruluğa ihanettir. Her yalancı kendini korumak için delilleri saklayabilir veya yok edebilir. Böyle kişilerin etrafında olup delilleri gören kişilerin delilleri çoğaltması ve kendilerini koruyarak ifşa etmesi toplum sağlığı ve refahı için gereklidir.

Kendi menfaati için yalan-manipülasyona ve şiddete başvuran art niyetli kişilerin topluma-bireylere zarar teşkil edecek niyetlerini bozmak için yalan söylemek ve yanlış yönlendirmek zararı önlediği için geçici olarak izinlidir. Hayat hakkı başkasına zarar vermediği ve muradını kapatmadığı sürece yalandan daha önemlidir.

Kendi doğrularını açık bir şekilde insanlara aktaramayan birisinin karın çakra ve üzerinde bütün gelişimi durur. Böyle bir kişi toplumsal mevki, statü, yetki sahibi olmak için yeterli olgunluğa sahip değildir. Anlayış ve aklını sınırlandıran psikolojik ve fiziksel hastalıklara sahip kişilere demokratik toplumlarda yetki ve güç verilmemelidir, ancak hizmet ederek kendilerini vicdanen sağaltabilirler.

Toplumsal boyutu etkileyen yalanların telafisi zor ve bazen imkansızdır. Politikacıların dokunulmazlık ardından yalan söylemesi hem insanlık suçu hem de toplumsal suçtur. İnsanların temel haklarının ihlalidir ve infaz gerektirir. Özellikle politik ve ekonomik şaibelerin bulunduğu durumlarda ve olağanüstü hallerde bütün politikacılar için dokunulmazlıklar kalkmalıdır. Genel olarak yaptırım ve denetim eksikliği bir sağduyu açığı oluşturur.

Medyanın yalan haber yayınlaması hem insanlık suçu hem de toplumsal suçtur. Geçen günler boyunca gündemde söylenen yalanların doğrusunu bildirmek yerine çarpıtmak veya asılsız haber yapmak insanları oyalamak olduğu için zararlı kasıt vardır. Doğruluktan uzak kalmak toplumun değerini düşürür. Böyle bir durumda toplumun kısıtlanmış doğrular üzerinden özgür iradesiyle yaptığı seçim ve hareketleri temelsiz hale gelir. Telafi edilmesi imkansız hale gelebilir.

Politikacıların medya üzerine baskı uygulayarak kendi aleyhlerinde yorumlanabilecek yayınları yasaklaması veya mevcut olayların yayınlanmasını örtbas etmeleri ‘medya’ kelimesinde vurgulanan tarafsızlığın ihlalidir ve böyle bir durum medya çalışanlarının muradını kapattığı kadar yayından bilgi alan herkesin muradını kapatır. Aynı şekilde rakip, muhalif, tarafsız seslere ana-akımda yer verilmemesi ve bu bireylere karalayıcı haber yapılması, hizmet ettikleri yerde düşman olarak gösterilmesi büyük bir yanlıştır ve yanlışlıklara gebedir.

İktidar partileri toplum hayrına hizmet eden tek güç değillerdir ve toplumun tamamını temsil etmezler. Kendi seçmenlerinin de tamamının toplumsal iradesini yansıtmazlar. Muhalif, iktidar-karşıtı ve bağımsız sesler de bütünün hayrını gözetebilir. İktidar partilerinin kendi parti tabanı ve seçmeninin hayrına olması bütünün hayrı demek değildir. Bütünün içindeki diğer unsurların hayrı için iktidar dışı seslere de yer vermek gerekir.

Medya her zaman gündemde gerçekten mevcut olan olayları yayınlamalı ve yayın içeriğinde tarafsız ve yoruma açık bir şekilde yansıtmalıdır. Kişi ve grup çıkarları için yapay gündem oluşturmak veya geçmişi tekrar etmek, mevcut gündemin üstünü kapatmak içindir. Bunda toplum sağlığı, dirliği, refahı ve hür iradesi üzerinde art niyet ve kasıt vardır. Medya büyük bir prodüksiyon zinciri ile insanlığa açılan bir yayındır ve bu prodüksiyonun kendini kendi içinden ve dışından denetleyen tarafsız organlar olmalıdır. Medya denetimi sadece RTÜK gibi bir denetleme değil, toplum tarafından oluşturulan serbest ve özel tarafsız denetimlerden de geçmelidir. Sosyal ve Alternatif Medya’da gösterilen haberler ile Ana Akım medya paralellik göstermelidir.

Başkasına itiraf atmanın ve arkasından insanlara yanlış tanıtmanın telafisi zordur. İtiraf durumunda kişinin yalanını açıklaması, bunu yapmaya kendisini iten sebepleri de doğrulukla saklamadan açıklaması gerekir. Başkası hakkında biri yalan söylediği zaman, tövbenin tamamlanması için yalan söylediği herkese doğrusunu aktarması ve zannı ortadan kaldırması gerekir. Özellikle topluma hayrı olabilecek birisinin yanlış tanıtılması cezalandırılması gereken kusur olarak algılanır. Bunda gecikmekte toplum zararına kasıt görülür ve telafi fırsatları değerlendirilmediğinde ceza şiddeti arttırılır.

Yalan toplumsal bir suçtur ve her zaman başkalarını etkiler. Hakikat herkesin hakkıdır ve yalan hakikat hususunda cehalet ve belirsizlik durumlarına sebep olur. Yalan otomatik ve olağan bir şey haline geldiği zaman riyadır. Riyakar birisinin karakterinin bozukluğu söz ve konuşma bozuklukları olarak gözükür.

Yalan sezgi ve zihinde hastalık ve kırılma yapar. Yalan grup şuurunun ortak düşüncelerini tıkar ve grup zihnini bozar. Yalan hakikatin üstünü başka bir şeyle kapattığı için Tanrı’dan kopma sebebidir.

Kimse kimseyi yalan söylemeye zorlayacak kadar psikolojik, toplumsal veya ekonomik baskı uygulamamalıdır. Bu durum kişilerin kendi menfaatleri üzerince hakikat hakkını kaybetmelerine sebep olur. Ancak toplumsal menfaat için hakikat yine açık olmalıdır.

Aile, iş ve arkadaşlar arasında söylenen çok önemsiz yalanlar aradan çıkabilir, ancak bunların da doğrularının belirtilmesi en azından bir günlükte tutulması gerekir.

Psikolojik baskı veya tehdit altında söylenen yalanların da doğruları açıklanarak telafi edilmesi çok gerekli değildir ve hayati tehlike teşkil ediyorsa sır saklama olarak görülebilir, ancak böyle koşullar altında sessiz kalmak daha tercih edilir.

Psikolojik ve toplumsal baskı altında söylenen yalanların telafisi toplumsal dönüşümle gereksiz tabu, inanç, dogma ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla mümkün olabilir.

Doğrusu söylendiği zaman aşırı tepki/hassasiyet gösteren bireylerin cidden yalanla yaşamak gibi bir kararları olsa bile doğrular en azından ulaşabilecekleri bir günlüğe yazılmalıdır.